14 Ocak 2012 Cumartesi

anılar yağıyor gökyüzünden (1)


Sonunda ilk kar yağmaya başladı.
Çok değil bir saattir hızlı hızlı yağıyor ama çatıların kenarları beyazlamaya başladı bile.
Kar gördüğümde çocukluğum aklıma geliyor.
Tüm gece yağan karın sabah okulları tatil etmesiyle yaşadığım o sevinç, annemin dışarıda kardan adam yapmama izin vermesiyle katlanarak çoğalıyordu.
Ellerimde yün eldivenlerim, üzerimde yeşil kabanım, üzerinde annemin ördüğü atkım.
dışarı çıktığımda kendimi karlara atardım.
O an ki beyaz örtünün verdiği mutlulukla kardan adamımın gövdesini yapmak için kollarımla çeke çeke karları önüme doğru yığardım.
İlk önce gövdesini yapardım.
Kocaman bir gövde.
Daha sonra ise kaldırabileceğim kadar büyüklükte bir baş hazırlardım kar yığınından.
Kömürlerle kaş, göz ve üzerine bir kaç tane düğme yaptıktan sonra, havucu takardım kardan adamımın suratının ortasına.
İçeri girdiğimde ellerim soğuktan buruş buruş olmuş şekilde sobanın yanına giderdim.
Kar yağdığında sobada yanan odunların sesi bile bir başka olurdu.
Üzerinde güğüm ile sıcak su olurdu hep.
Bir yanında ağır ağır pişen yemek, bir yanında da ıhlamur çayı.
Kar yağdığında çay yapılmazdı, ıhlamur pişerdi sobanın üzerinde. 
Oturduğum yerde hayat dururdu.
Okul olmazdı.
İnsanlar sokağa mecbur kaldıkları için çıkarlardı.
Ve her kar gördüğümde o şarkı gelirdi aklıma.
"Karlar düşer/düşer düşer ağlarım/hep ismini/hep ismini anarım."
Sadece burasını bildim hep, fazlasını hiç bilmek istemedim büyüsü kaçacak diye. 
Bu gün burada kar yağıyor ve yine dolandı şarkı dilime geçmiş yılların özlemi ile.

"Karlar düşer..."

12 Ocak 2012 Perşembe

hayatınöğrettiğişey (Madde: 1)

Hayat bu gün yine bir şey öğretti bana "Fikirlerimi asla başkasına söylememem gerektiğini"
Bir fikir gelir aklına gecenin bir yarısı. beyninin içini yemeye başlar.
Sabah oluncaya kadar unutmaman için sıcacık yatağından kalkarsın, ne yapman, neleri araştırman gerektiğini yazarsın.
Sabah kalktığında ilk işindir o.
Alırsın bir fincan sade kahveni hem içersin hem de kafa yormaya başlarsın fikrin konusunda.
Kahvaltını yaparken düşünürsün aklına birşey gelir yine not alırsın.
Sonra o gün bütün işleri bir kenara atarsın.
Gidersin bilgisayarın başına oturur, saatlerce oturmaktan kasıkların patlayacak dereceye gelene kadar kalkmazsın yerinden.
Düşündüğün konu hakkında yapılmış her hangi bir çalışma olmaması seni daha çok sevindirir.
Çünkü yapılmış olanı herkes yapar önemli olan işi yoktan var etmektir.
Her şeyi toplarsın ayrı ayrı çıktılar alırsın klasörlersin.
Artık hazırdır herşey, günü geldiğinde ortaya çıkmayı bekler.
Gün gelir güvendiğin insanlara fikrini açarsın, bu insanlar tanıdığın insanlardır. konuşursun yine de ser verip sır vermemek için elinden geleni yaparsın.
Ve gün gelir fikrinin hayata geçtiğini görürsün.
Fikrinin hayata geçmesi kadar güzel birşey yoktur.
Gün gelir bakarsın ki sen dışında kalmışsındır çemberin.
Güvendiğin insanların yüzünü öğrenirsin bir süre sonra.
Ne yapacağını bilmezsin.
Üzülürsün, kızarsın, küfredersin, gidip yakasına yapışayım hakkımı arayayım dersin ama olmaz.
Öğrenirsin kimseye fikrini söylememen gerektiğini.
Tabii ki bu yolun sonu değildir.
Önemli olan insanoğlunun düşünmekten korkmamasıdır.
Umudunu yitirmedikten sonra yine bir gece, yine yatağına yattığında yeni bir fikir aklına gelecektir.
Sabah kalktığında keyifle uyanacaksın.
Çünkü bu işlerin nasıl ilerlediğini ve yanlışlarını çok daha iyi göreceksin.
Adımlarını daha sıkı basacaksın yere.
Ve daha emin adımlarla ilerleyeceksin hedefine.
Bir süre sonra ardına dönüp baktığında yaşanmışlıklar gözünün önünden geçecek ve bunca çabaya değdiğini görecek ve güleceksin.




11 Ocak 2012 Çarşamba

Bir pardus kurulumu daha yalan oldu

 
Pardus'u ilk çıktığı günden beri takip ediyorum.Zamanında PC magazine dergisi kurulan CD lerini hediye olarak vermişti.

Bilgisayarmda windows xp, vista ve 7 kurulu olduğunda her seferinde pardusu kurmaya niyetleniyorum.  www.pardus.org.tr ve www.ozgurlukicin.com sitelerinde bir çok kaynak var.

Geçmişten günümüze kadar hep windows hegemonyası altında büyüdüğümüz için, yeni sisteme entegre olabilmek çok zor oluyor.

Pardus'u incelediğimizde windows işletim sistemine göre en büyük üstünlüğü antivirus arama derdi kalmıyor.Geliştiricileri web sitelerinde "Pardus güvenli mimarisi sayesinde virüs bulaşmasına izin vermiyor. Antivirüs yazılımlarına ödenen paralar ve bu uygulamaların çalışırken kaynak israf etmesi tarih oluyor. Pardus’ta çalışan ve uygulama deposundan edinilebilen antivirüs programları ise, Pardus kurulmamış bilgisayarlara yardım etmek ya da virüs bulaşmış taşınabilir diskleri, usb çubukları temizlemek için çalışıyor." diye açıklıyorlar.

Ayrıca Pardus'u bilgisayarımıza kurduğumuzda sürücü arama derdimizde ortadan kalkıyor. Güçlü altyapısı ile kurulumdan sonra tüm sürücüleri  hazır hale getiriyor.

Pardus kullanmayı düşününen kişilerin aklındaki bir çok soruyu paketleri ile ortadan kaldırıyor. Örnek verecek olursak; sadece windows işletim sistemi için yapılmış olan bir programa ihtiyacımız olduğu zaman "Wine" paketi devreye giriyor. Windowsa özgü olan  exe. , dll. dosyaları bu programlar açarak bilgisayarınıza kurabilirsiniz.

Bu özelliklerine bakarak windowsa göre üstün olduğunu düşündüğüm pardus'a geçmem bir alışma devresinden sonra zor olmayacak gibi görünüyor.

7 Ocak 2012 Cumartesi

selam

yazmaya karar verdim. belki de çok geç kaldım. 
içimde kalmıştı bir şeyler yazmak, karalamak,çizmek. 
bazen yanlış yönlendirme, bazen destek bulamama, bazen ise ne yazacağını bilememe erteledi bu hayalimi. bakalım derslerden vakit buldukça birşeyler yazacağım. 
sağlıcakla...