12 Eylül 2012 Çarşamba

anılar yağıyor gökyüzünden (2)


yarın sabah kahvaltısı için poğaçalar hazırlıyordum.  sabah mikrodalga fırında ısıtıp kahve ile birlikte kahvaltımı yaparım diye. 
fırına attıktan sonra o gelen mis gibi kokularla birlikte anılar canlandı yine gözlerimde.
çok çabuk kaybettim sevdiklerimi. toplasan 5-6 yılda uçup gittiler başka diyarlara.
...
her gün olmasa da gün aşırı mutlaka giderdim ananeme...
ara sokaklardan geçtikten sonra evin olduğu sokağa girdiğimde tüm komşular ile konuşurdum mutlaka.
soldan 2. evdi. dış duvarları kireç ile beyaza boyanmış, kapısı tahtalardan yapılmış...
tahta kapının mandalını yukarı doğru açtıktan sonra çocukluğumun en güzel yıllarını yaşadığım o bahçeye giriyordum. 
bahçeye sağlı sollu güller bana yolu tarif edercesine ekilmişlerdi. 
dedem mutlaka bahçede birşeylerle uğraşırdı. ya odun keserdi ya tamirat yapardı. 
bahçe ve ev küçük olmasına rağmen nice anıları barındırdı bizde. 
yazları tarladan yeni gelmiş süt mısırlarını tahta kapının hemen yanındaki tuğlalardan yapılmış ocakta közlerdik. kışları ise soğuktan tir tir titreyerek geldiğimiz o evde ananem peçka*da yaptığı ev ekmeği ile karşılardı bizi. 
...
herşey anılarda kaldı. ananem, dedem gitti, ev bitti. ne artık o ocakta mısır közleniyor ne de evden şen kahkahalar yükseliyor.
özledim o günleri... 
*peçka: bulgarca soba demektir.
 

Hiç yorum yok: