9 Eylül 2012 Pazar

bursa günlüğü...


bursaya gelme amacım belliydi.
ehliyet sınavına girecektim.
öğrenci kayıtları başlayacaktı. yurtta kayıtlar için görev almıştım.
ilk iki gün her zaman ki gibi çok yoğundu.
bir yandan yurtlara öğrenci kapma telaşı, diğer bir yandan ise öğrencilerin kayıt telaşı birbirini tamamlıyordu.
yüzlerce yeni kayıt yaptıracak öğrenci uludağ üniversitesi kampüsünü dolduruyordu.
her biri daha yeni liseden mezun olmuşlar, büyük ve bilmediği bir şehre gelmenin yükünü omuzlamışlardı bile.
onları gördükçe kendimi gördüm onlarda. ilk kayıta geldiğimde herkes bana soruyordu "yeni kayıt mısın ?" diye.
şaşırıyordum ve nasıl anlıyorlar diye soruyordu kendime. o kadar apaçık belli oluyor ki...
büyük bir şehrin içinde kaybolma korkusu ile yaşamak insanın yüzünden okunuyormuş.
binlerce lira dershane ücreti, yurt ücreti,harç ücreti derken öğrencilerde bir acaba yapabilecek miyim? ya okuyamazsam ifadesi oturuyor suratlarına.
...
bir hafta kaldım bursada...
bir hava değişimi oldu. bir çok insan tanıdım.
yeni dostlar edindim.
....
Bir hafta içinde kayıt masasında insanların Mustafa Kemal Atatürk adından korktuklarını gördüm.
korku imparatorluğu hükmediyordu bu ülkeye.
halkta bu iparatorluğu kabul etmiş ve buyruklarını yerine getiriyorlardı.
isminde "çağdaş" kelimesi geçen yurtların yanına bile yaklaşmıyorlardı.
 oysa ki tek amacı öğrencilerin eğitimi ve refahı olan bu yurtlarda öğrenciler bir çok sportif, sanatsal ve kültürel alanda kendilerini geliştirebiliyor, fikirlerini proje haline getirip gerçekleştirebiliyorlardı.
...
valizimi topladım sayılır.
şimdi yine ver elini konya...

Hiç yorum yok: