27 Ekim 2012 Cumartesi

hem ziyaret hem de ziyafet...

Kurban bayramının gelmesini fırsat bilerek, bir haftalığına ailemin yanına geldim.
Bursa'da yaşamanın yoğun ve yorucu temposundan biraz olsun uzak kalmak iyi geldi. 
Kurbanlar kesildi, dağıtılan etlerden bize de pay getirdiler. her bayram evinde baklava, şeker kolonya derken bitirdik sayılır bayramı.
Bayram rituellerinden biri olan akrabalarla bayramlaşmada, bu sefer işi hem ziyaret hem de ticarete çevirdim.
Köye gittiğimde herkesin bahçelerinde yetişmiş, doğal, hormonsuz, GDO'suz sebzeleri gördükçe kendimi durduramadım ve hepsinden toplayıp eve getirdim.Evlerin bahçelerinde özenle bakılmış biberler, patlıcanlar, lahanalar beni de al beni de al diye gözümün içine içine bakıyorlardı.
kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte, turşuları da kurmak gerektiğini düşündüm. Bir daha Ocak ayı gibi geleceğimi düşünürsek tam kıvamında olacaktı.
Hemen kopardığımız gibi doldurduk poşetin içine birer ikişer tane...
Eve geldiğimde hemen üzerimi değiştirip önlüğümü taktım ve girdim mutfağa.

Lahanalar, patlıcanlar, biberler, ıspanaklar.... Hepsi birbirinden güzel hepsi birbirinden iştah açıcıydı.
3 gündür her yemekte kavurma ve et yemekleriyle besleniyordum. Sebze yemenin vakti gelmişti.
Kısa sürede birşeyler yapmam gerekiyordu. Patlıcan ile birşeyler yapmak mantıklı gibi geldi.
Ne yapayım diye düşünürken, kabaktan yapılan mücveri bir de patlıcandan denemek gerek dedim kendi kendime.
hemen 4 tane patlıcanı güzelce yıkayıp soyduktan sonra doğrayıcıda tamamen parçaladım. içine bir yumurta ve bir orta boy soğan da koyduktan sonra tekrar çalıştırdım.
Parçalanan malzemeleri geniş bir kabın içine aldım. karabiber ve kimyonu çok sevdiğim için boca ettim... tuzunu da ekledikten sonra iyice karıştırdım. üzerine yaklaşık olarak 2-2,5 su bardağı un koyarak iyice yoğurdum.
Normal bir köfte malzemesi gibi olmuştu. Tavayı kızdırdım ve bol yağda nar gibi olana kadar kızarttım.
Hepsini pişirdikten sonra beni en çok şaşırtan normalde çok fazla yağ çeken patlıcan neredeyse hiç yağ içermiyordu.

Ve sonuç... dumanı üstünde...






22 Ekim 2012 Pazartesi

küçük bir kuş hikayesi...(1)


Karlı, rüzgarlı ve soğuk bir gecenin ertesinde tam işe gitmek üzereyken kapıyı usulca açtı, göz gözü görmüyordu.Sadece ufak bir "cik" sesi duydu adım atmak üzereyken.
Duraksadı.
Yere doğru baktığında onu gördü.
Gecenin tüm ayazı o narin bedeninin üzerinden geçmiş ,donmak üzereydi. Ayakları kaskatı kesilmiş ve soluk alıp vermesi yavaşlamıştı.Tüm gece onu beklemiş olmalı kapının önünde.
Oysa ki her akşam dış kapının üzerindeki küçük camı açık bırakıyordu.Evde kalan bayat ekmekleri kapının önüne koyuyordu her sabah onlar için.
Kapıcının iş güzerlığı diye söylendi kendi kendine.
Hemen yerde yatan bitkin vücudunu elleriyle sararak ısıtmaya çalıştı. Düzelecek gibi değildi.
Böyle olmaz bu dedi.Hemen içeriye girdi.
Sabah erken çıktığı için  soba her gün sönerdi. İşten geldiğinde sobayı yakar ve gündüzleri ısınma masrafı olmaz, bu şekilde memur olmanın verdiği zorlukların üzerinden gelebilirdi.Hemen sobayı yaktı.
Bir kaç dakika içinde oda ısınmaya başlamıştı bile.
Hala ters giden birşeyler vardı. Kıpırdamıyordu.
Kitapların yanında duran çay bardağını hemen suyla doldurdu ve içine bir kaç tane kesme şeker atıp karıştırdı.Gecenin soğuğunda çok çabalamış olmalı bir kuytu, köşeye girebilmek için.
Bu yüzden bitkin düşmüştü. Pamukla bir kaç damla verdi ağzından içeri.
Oda da git gide ısınmaya başlamıştı.
İlk önce gözlerini açtı usulca.Kömür karası gözlerini gördüğünde bir gülümseme belirdi yüzünde.
Saate baktı saat 9 u geçmişti. Ne yapsa da müdürün azarından kurtulamayacaktı. Açıklamasını yapsa bile müdürün anlayışla karşılamayacağı aşikardı. 
...

12 Ekim 2012 Cuma

Maça Kızı


Yaklaşık 6 yıldır bursada yaşamanın verdiği tecrübe ile artık gittiğim mekanların kalitesi hakkında fikir sahibi olabiliyorum.

4-5 gün önce farkına vardığım bir mekan "Maça Kızı"....

Görükle'nin ortasında yeni açıldığı için sessiz olduğunu tahmin ettiğim güzel bir mekan.

Sahibi ile tanıştıktan sonra neler olacağını ve "Maça Kızı"nın diğer mekanlardan farkını sorduğumda Mustafa Bey "görükle'de yemek ve içecek alanında farklı tatlar sunacağını" belirtti.

Kafe ve restaurantlarda alışılmış tatlardan sıkılan kişiler için alternatif olabilecek gibi gözüküyor. 

Ayrıca yemeğinizi yedikten sonra Türk Kahvesi ve Sakızlı Nargile keyfini de yaşamanızı tavsiye ederim.

Güler yüzlü personelinin verdiği hizmetde takdire şayan doğrusu...