22 Ekim 2012 Pazartesi

küçük bir kuş hikayesi...(1)


Karlı, rüzgarlı ve soğuk bir gecenin ertesinde tam işe gitmek üzereyken kapıyı usulca açtı, göz gözü görmüyordu.Sadece ufak bir "cik" sesi duydu adım atmak üzereyken.
Duraksadı.
Yere doğru baktığında onu gördü.
Gecenin tüm ayazı o narin bedeninin üzerinden geçmiş ,donmak üzereydi. Ayakları kaskatı kesilmiş ve soluk alıp vermesi yavaşlamıştı.Tüm gece onu beklemiş olmalı kapının önünde.
Oysa ki her akşam dış kapının üzerindeki küçük camı açık bırakıyordu.Evde kalan bayat ekmekleri kapının önüne koyuyordu her sabah onlar için.
Kapıcının iş güzerlığı diye söylendi kendi kendine.
Hemen yerde yatan bitkin vücudunu elleriyle sararak ısıtmaya çalıştı. Düzelecek gibi değildi.
Böyle olmaz bu dedi.Hemen içeriye girdi.
Sabah erken çıktığı için  soba her gün sönerdi. İşten geldiğinde sobayı yakar ve gündüzleri ısınma masrafı olmaz, bu şekilde memur olmanın verdiği zorlukların üzerinden gelebilirdi.Hemen sobayı yaktı.
Bir kaç dakika içinde oda ısınmaya başlamıştı bile.
Hala ters giden birşeyler vardı. Kıpırdamıyordu.
Kitapların yanında duran çay bardağını hemen suyla doldurdu ve içine bir kaç tane kesme şeker atıp karıştırdı.Gecenin soğuğunda çok çabalamış olmalı bir kuytu, köşeye girebilmek için.
Bu yüzden bitkin düşmüştü. Pamukla bir kaç damla verdi ağzından içeri.
Oda da git gide ısınmaya başlamıştı.
İlk önce gözlerini açtı usulca.Kömür karası gözlerini gördüğünde bir gülümseme belirdi yüzünde.
Saate baktı saat 9 u geçmişti. Ne yapsa da müdürün azarından kurtulamayacaktı. Açıklamasını yapsa bile müdürün anlayışla karşılamayacağı aşikardı. 
...

Hiç yorum yok: