31 Ağustos 2013 Cumartesi

Aşk Kırmızı


Bir yaz akşamının sabaha bağladığı saatlerde film izleme telaşı sardı. Yerli mi izlesek-yabancı mı , yada imdb nin ilk 250 sinden mi birşeyler izlesek deyip durduk .
Bir anda ortaya çıktı. Nurgül YEŞİLÇAY'ın bir filmi varmış diye...
AŞK KIRMIZI...
Başlı başına bir aşk filmi... iki aşk arasında kalan ne yardan ne de serden vazgeçen bir adamın hikayesi...
Müziklerinin çoğu Mehmet Erdem' e ait. 
Mutlaka izlenmeli.

6 Temmuz 2013 Cumartesi

Hatıralar


herkes kendi yaşantısına dönecek elbette...
arada mesafeler olduğu sürece, ne telefon ile sesini duymak fayfa eder ne de tüm gece konuşmak internetten...
ne kadar deselerde özledik seni özlemler de azalacak biraz biraz. sonrasında hatırlanmamaya başlayacaksın... kırk yılın başında arayacaksın, aranacaksın...
keşke burada olsan denecek ama olmasanda yürüyecek herşey...
ama tatlı birer anı olarak yaşayacak yürekte herşey.
yapıp kahveni yaktığında sigaranı dalıp gideceksin uzaklara DOLUNAY'a bakarken...



5 Temmuz 2013 Cuma

O'nsuzluk


gün üzerim ışıdı yine,kaç günlerdir böyle oluyor. içimde bir korku idi onun nereye gideceği. hep yanıbaşımda olsun istediğim içindi belki bu kadar uzağa gitmesi.
eğer işler yolunda giderse kısa sürede kavuşacağız.
peki ya gitmezse...
o durumu düşünmek bile gelmiyor içimden.
belkide bu yüzden gece uykularım kaçıyor her gece.
bu yüzden tekrar tekrar aynı yere dönüp dolaşıp geliyorum bilgisayarımda.
belkide hep bahane uyduruyorum kafamdan atmamak için bu korkuyu belkide bu korkuyu seviyorum.
biraz delirmeye başladğımı hissediyorum sanki. normal değilim o kesin.
kargalar bağırmaya başladı balkonda. annem de iyi alıştırdı onları şimdi kahvaltılarını bekliyorlar...

elbet bunlarda geçecek ve yine o'nunla gülümseyeceğiz geleceğimize. Çünkü önümüzde daha 100 yılımız var...


30 Haziran 2013 Pazar

gitmek vakti...


son geceler hep zor olur... kavuşmada da ayrılıkta da hep kalp yerinden çıkacakmış gibi çarpar gün geçene kadar. benimde ayrılık vaktim geldi bursadan...
altı yıldır iyice alıştım buraya... daha bir kaç kere geleceğim ama öğrenciliğin yerini tutmayacak. bir gün, iki gün sonra tekrardan merhaba gerçek dünya...
düşlerim var bu hayattan. daha yüz yıl yaşayacağım bu hayatta. kurabiye dükkanı açacağım emekli olunca... en az 5 dil bileceğim 10 yıl içinde... artık önümde uzun bir hayat var. 6 yılda heybeyi doldurduk ve gelecek yüz yılda bunu sürekli güncelleyerek doldura doldura kullana kullana ilerleyeceğim.
yine dünyada bir yerde olacağım...
artık gitmek vakti...

belkide en güzeli
14 yazın sonunda
derin bir ah çekip,
her yaza kış uyanmak
belkide zor olacak
içinde bir ben sızlayacak
her nefes aldığında
yaralarından akacak
almadan verip,
yanlıştan dönüp
belkiden geçip
şimdi gitmek vakti
uyan şimdi bitti
uyan artık


27 Haziran 2013 Perşembe

Mezuniyet


2007 yılının eylül ayında başlayan veteriner fakültesi maceram kep atma töreniyle sonunda bitti.
yorucu olmasının yanı sıra bir o kadar da keyifli anılar ile bitirdiğim Veteriner Fakültesi hayatımda unutamayacağım bir altı yılı bana yaşattı.
Anatomisi, parazitolojisi, cerrahisi, dahiliyesi hepsi birbirinden zor olan dersleri merdiven basamaklarını çıkar gibi teker teker geçtik.
hayatın fragman kısmını bitirip film kısmını oynamaya başlayacağım artık.
Hayallerin peşinden koşmak için artık önümde kocaman bir zaman var.

Aysel'im


Saat 04' e yaklaşırken,
aysel gürel'in şarkılarından oluşan bir albüm yapıldığını ve mabel matiz'in de Sultan Süleyman  şarkısını tekrardan seslendirdiğini gördüm.
2011 yılında kendi ismini taşıyan "Mabel Matiz" albümü ve 2013 yılının başlarında çıkarttığı "Yaşım Çocuk" albümünün şarkıları halen eskimemişken bu bilindik şarkıyı kendi tarzı ile söylemesi tek kelime ile mükemmel oldu.
bir kaç gün sonra eve dönüş hazırlıkları yaparken tabletime yükleyeceğim şarkılar beni düşündürüyordu. nasıl geçecekti bu yolculuk diye. bu albüm ilaç gibi geldi.
 Albümdeki diğer sanatçılarda hiç de yabana atılacak gibi değil...
Yasmin Levy, Tarkan, Sertab Erener, Sezen Aksu, Ajda Pekkan ve daha bir çok sanatçı...
Her sanatçı tekrardan şarkılara kendi tarzı ile hayat vermiş.
Dinlemek İçin Aysel'im Albümü



5 Haziran 2013 Çarşamba

otobiyografi (1)


Üniversitenin bitmesine bir aydan kısa süre kaldı. yine birşeyler karalamak geldi içimden. bir yandan kahvemi yudumlarken başlıyorum yazımı yazmaya.
Altı yıl önce elinde sadece iki valiz eşya ile gelen orçun'un üniversite macerası olacak bu hikaye...
bir eylül ortasında yola çıktım bursaya doğru.
bilinmezliğe giden bir yoldu benim için bursa.
18-19 yaşına kadar sadece ailesi -düğün, nişan ve bilimum aile eğlencelerine- ile şehir dışına çıkan ben,
elimde valizlerimde çıktım yola.
geldiğimde sadece yurda gideceğim otobüsün numarasını biliyordum ve daha öncesinde kayıt gününde tedarik ettiğim otobüs biletim ile bindim otobüse. Allahtan kayıt günü yurtların son durakta olduğunu öğrenmiştim.
İlk günler, haftalar, aylar sudan çıkmış balık gibi hissetmenin ne demek olduğunu anladım.
özgürdüm.
aileden uzaktım ve sadece telefonla iletişimi sağlıyordum. herşey benim kontrolümdeydi. mikro ekonomim vardı kendime göre. haftalık yatıyordu param ve onu bir hafta boyunca yettirmem gerekiyordu.
...

24 Mayıs 2013 Cuma

herkes aynı hayatta...

yoğun sınav maratonunun ardından tekrar yazmaya başladım.
yaklaşık 1 aydır süren sınavlar iyice yordu beni. Son yılın keyifle ve kolay geçmesini beklerken, gelen sorularla rüyadan uyanarak gerçek dünyaya döndüm.
bu dönem bütün işlerimi bir kenara atmama ve sadece sınavlara odaklanama neden oluyordu. elimde o kadar yetişmesi gereken iş varken, okuldan ekstra olarak gelen çeviriler ve sunum ödevleri yorgunluğumu bir kat daha arttırıyor.
hepsini atlattım sayılır. sınavlarım bitti. yaklaşık 5 hafta kadar bir süre kaldı okulun bitmesine.
6 sene önce kayıt yaptırmaya geldiğimde "nasıl bitecek bu fakülte" dediğimi daha dün gibi hatırlıyorum.
sıkıntılarla, yorgunluklarla, sevinçlerle geçti.
ilk yılımda hiç birşey bilmeyen bir orçun vardı, herkesten tavsiyeler almaya çalışan, evinden ilk defa uzak bir yere kendi başına gitmiş, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir orçun...
yıllar geçti
her yıl yenileri geldi ve git gide kendi yaşadıklarımı görür oldum onlarda.
tekrar ediyor dünya. orçun gidiyor yerine başka biri. farklı yaşamlar değil aslında yaşananlar yaşadığımız dünyada.
herkes birbirinde kendini görüyor. aynı hatalar yapılıyor aynı sorunlarla karşılaşılıyor.
bir yıl önceki kendim ile karşılaşıyorum koridorda selam verdiğim insanda. yüzündeki o bilinmezlik ifadesi o kadar belli ediyor ki kendini...
ve bir şekilde bazen deli gibi koşan bir çocuğun düştüğünde dizlerindeki yaralar gibi kanıyorsunuz her yerinizden, yeri geliyor top atsalar yıkılmaz biri oluyorsunuz. sonunda öğreniyorsunuz yaşamayı...